Hayatta üzerine konuşulacak çok mesele var aslında… Hatta mesele değeri taşımayan pek çok konu var. Sizlerle yaşama dair bu meseleleri ve konuları konuşacağız. “İşte bu buna değer, bunu konuşmalı.” dediğiniz her şey haftalık olarak bu yazılarda olacak.

Evet, haydi başlayalım!

Hiç kalp kırdınız mı ya da hiç kalbinizi kırdılar mı? “Oooo o da sorumu?” dediğinizi duyar gibiyim aslında. Elbette kırdık ve kırıldık… İnsanları bu denli kolay vazgeçişlere sürükleyen şey nedir? Peki bu değer yitirişliğinin nedeni nedir? Sevdiğimiz insandan kolayca vazgeçmenin yerine yeni bir ilişkiye başlayabilmenin nedeni ne olabilir? “Öf!..” bile denilmesi yasaklanmışken anne babaya bu kadar asi olmanın sebebi ne peki? Okul arkadaşlıklarının, üniversite arkadaşlıklarının maddi ortamlardan soyutlanınca unutulması ve teknoloji çağında olmamıza rağmen iletişimin bu kadar zayıflamasında asıl sebep nedir? Evet, dostlar aslında zihnimizdeki sorular böyle uzar gider.

Geçenlerde babamın nişanlılık zamanından kalma otomatik (pilsiz)  saatini buldum. Babam aksesuar kullanmayı pek sevmediği için dolabın bir köşesine atmıştı saati. Saat bir iki salınmanın ardından çalışmaya başladı. Eski değil, antika bir saate sahip olmanın mutluluğu birkaç saat anca sürmüştü. Zaman yıllarca bir köşeye atılmanın öcünü sürekli geri kalarak alıyordu.  Saatçileri gezdim, saatçilerin hepsi elimdeki saatin tamirine verilecek parayla aslında gıcır gıcır yeni bir saat alabileceğimi söylediler. Yeni bir saat ve babamın hatıraları ve onun zamanını yaşama sevinci… Bu ikilem çok sürmedi. Babamın zamanını ondan yıllarca sonra yaşamak, ondan daha ileride onun zamanına bakmak paha biçilemezdi. Günler süren bir tamir ve ehline tamir ettirme sürecinin ardından saat nabzımı kontrol altına almış durumdaydı artık.

Vazgeçişlerden, saate geçtik ne ilgisi var demeyin. Hayatımıza dâhil ettiğimiz insanları kimi zaman anlamadan, tanımaya çalışmadan, beklentilerin örtüştüğünden emin olmadan araya mesafe koyuyor birbirimizden uzak duruyoruz. Bizler aslında eski ile kadimi karıştırıyor yolumuzu tavrımızı belirleyemiyoruz. Bir kadimin peşinden gitsek onu atılacak bir madde değil kaldıkça değerlenen bir antika olarak görebilsek; işte o zaman mutlu ve başarılı olacağız. Eskidi yıprandı diye yerine yenisi getirilebilecek dostluklar yerine kadimleştikçe perçinleşen dostluklar hatta aşklar yaşasak daha güzel olmaz mı?

Eskimeyen kadimleşen dostluklara/aşklara hürmetle…

Sevgiyle dostla kalın.

Written by Ercan Sertdemir

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *